<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bursahaberdar.com</title>
    <link>https://www.bursahaberdar.com</link>
    <description>Bursa Haberleri -Bursa Haberdar Gazetesi- Bursa Özel Haberler- Bursa Reklamlar- Bursa Asayiş Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bursahaberdar.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 08:03:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Gül, ‘Cildinizdeki değişimleri hafife almayın']]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/uzm-dr-gul-cildinizdeki-degisimleri-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/uzm-dr-gul-cildinizdeki-degisimleri-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer alan deri kanseri, küresel ölçekte ve Türkiye'de halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Özellikle güneş ışınlarının etkisini iyice artırdığı yaz mevsiminde, cilt sağlığının korunması için önemli uyarılarda bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Ceren Gül, deri kanserinde tedavi başarısının erken teşhis ile büyük ölçüde arttığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Deri kanserinin her bireyde görülebileceğini ancak bazı kişilerin genetik ve çevresel faktörler nedeniyle daha yüksek risk taşıdığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ceren Gül, "Özellikle açık tenli, renkli gözlü bireylerde, vücudunda 50'den fazla beni bulunan kişilerde, uzun süre güneşe maruz kalanlarda, sık güneş yanığı öyküsü olanlarda ve ailesinde deri kanseri hikayesi bulunan bireylerde risk daha yüksektir." dedi.<br />
Bu belirtilere dikkat<br />
Deri kanserinin erken evrede yakalanabilmesi için düzenli cilt kontrolünün hayati önem taşıdığının altını çizen Uzm. Dr. Gül, "Cildimizde oluşan yeni benler, mevcut benlerde büyüme, şekil ve renk değişikliği, düzensiz kenar oluşumu, iyileşmeyen yaralar ve uzun süre geçmeyen kırmızı lekeler mutlaka dikkate alınmalıdır. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.<br />
Düzenli kontrol yaptırın<br />
Sağlık Bakanlığı'nın toplum sağlığını korumak amacıyla güneşten korunma, erken tanı ve düzenli deri muayenesinin önemine dikkat çektiğini dile getiren Uzm. Dr. Gül, İl Sağlık Müdürlüğü aracılığı ile belirli dönemlerde ücretsiz deri taramaları, farkındalık çalışmaları düzenlenerek vatandaşların erken tanı imkanlarından faydalanmasının desteklendiğini ifade etti.<br />
Güneş koruyucu kullanın<br />
Deri kanseriyle mücadelenin bireysel önlemlerle ve doğru koruma yöntemleriyle başladığını hatırlatan Dr. Ceren Gül, vatandaşlara şu şekilde önerilerde bulundu:<br />
"Deri kanseriyle mücadele etmek bizim elimizde. Yaz, kış güneş koruyucu kullanmayı ihmal etmeyin. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalmaktan kaçının. Solaryum kullanımından uzak durun. Ayda bir kez kendi kendinize deri muayenesi yapmayı, yılda en his bir kez dermatoloji uzmanına başvurarak cilt kontrolünden geçmeyi unutmayın. Unutmayalım, erken tanı hayat kurtarır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/uzm-dr-gul-cildinizdeki-degisimleri-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/06/a-w719137-02.jpg" type="image/jpeg" length="46019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar aylarında astım şikayetleri artabiliyor]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle ortaya çıkan astımın, sigara dumanı, polen, hava kirliliği ve stres gibi birçok faktörle tetiklenebildiğini belirterek, düzenli tedavi ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, hastalığın genellikle alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, "Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır" dedi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W709174 03" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/05/a-w709174-03.jpg" width="1600" /><br />
"Sigara ve alerjenler riski artırıyor"<br />
Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi.<br />
"Polen, parfüm ve sigara dumanı astımı tetikleyebiliyor"<br />
Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, "Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir" ifadelerinde bulundu.<br />
Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti.<br />
"Astım krizinde erken müdahale önemli"<br />
Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, "Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği'ne veya acil servise başvurulmalıdır" dedi.<br />
"Astım tamamen geçmez ancak kontrol altına alınabilir"<br />
Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi.<br />
Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, "Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır" diye konuştu.<br />
"Ev ortamı ve günlük yaşam aüzenlenmeli"<br />
Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti.<br />
"Astım hastanın ömrünü azaltmaz"<br />
Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti.<br />
İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, "Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir" dedi.</p>

<p><img alt="A W709174 02" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/05/a-w709174-02.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/05/a-w709174-01.jpg" type="image/jpeg" length="77571"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4. Nöromodülasyon Sempozyumu Ankara’da Gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/4-noromodulasyon-sempozyumu-ankarada-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/4-noromodulasyon-sempozyumu-ankarada-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Nöroloji Derneği Nöromodülasyon Çalışma Grubu tarafından düzenlenen sempozyum, Ankara’da gerçekleştirildi. Etkinlikte nöromodülasyon, nöroplastisite ve tedaviye dirençli hastalıklara yönelik güncel bilimsel çalışmalar ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Nöroloji Derneği Nöromodülasyon Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu 9-10 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara’da Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (NÖROM) yapıldı.</strong><br />
Düzenleme Kurulu Başkanlığını Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Cengiz’in yaptığı sempozyumda, ülkenin dört bir yanından, farklı disiplinlerden gelen bilim insanları nörolojinin ve nörobilimin popüler alanı nöromodülasyon konusunu tartışmak, bilgi paylaşımında bulunmak ve konu ile ilgili pratik uygulamalara katılmak üzere buluştu.<br />
Nöromodülasyonun temel prensiplerinden ileri teknolojiye, tedaviye dirençli hastalıklar için yeni yaklaşımlardan etik sorunlara kadar geniş bir yelpazede konuların ele alındığı sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Bülent Cengiz, "Beyin uyarısı, nöroplastisite gibi genel konular dışında konuşmacılar kendi çalışmalarının bulduklarını da paylaştılar. İki değişik duyusal uyaranın beyinde nasıl işlendiğine ait çalışmanın sonuçları bu işleme sürecinin şizofreni ve yaşlılarda uzadığını gösteriyordu. Migren hastalarında duyusal işletmenin hangi mekanizmalarla bozulduğunu gösteren çalışmaların sunulduğu konuşmalar yapıldı. Araştırmacılar fibromyalji hastalığında rTMS etkinliğini araştırdıkları çalışmayı paylaştılar. Katılımcıların araştırma ağları kurarak ayrıldıkları sempozyumun ülkemizde nöromodülasyon alanındaki birikime katkı sağladığına inanıyoruz" dedi.<br />
Ankara’da düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu’nun organizasyonunu gerçekleştiren Burkon Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker de, "Burkon Turizm olarak kongreler ve sempozyumlar düzenlerken, tıp bilimine de katkı sağlıyor olmaktan mutluyuz" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W703631 02" class="detail-photo img-fluid" height="1064" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/05/a-w703631-02.jpg" width="1600" /><img alt="A W703631 03" class="detail-photo img-fluid" height="1064" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/05/a-w703631-03.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/4-noromodulasyon-sempozyumu-ankarada-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/05/a-w703631-01.jpg" type="image/jpeg" length="30520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[19 yıl ömür biçilen 39 yaşındaki Müge 11 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/19-yil-omur-bicilen-39-yasindaki-muge-11-gundur-suren-yasam-mucadelesini-kaybett</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/19-yil-omur-bicilen-39-yasindaki-muge-11-gundur-suren-yasam-mucadelesini-kaybett" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'da doğumundan itibaren nadir görülen Rubistein-Taybi Sendromu ile mücadele eden 39 yaşındaki Müge Demirci, Bursa Kestel Devlet Hastanesi’nde 11 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti. Doktorların en fazla 19 yıl ömür biçtiği evladını azmi ve sevgisiyle 39 yıl hayatta tutmayı başaran annesi organ bağışına onay vererek, üç hastanın hayata tutunmasına vesile oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kestel’de bulunan özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Müge Demirci, 17 Nisan'da kalp durması teşhisi ile Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda 11 gün süren yaşam mücadelesinin ardından 28 Nisan'da Demirci'nin beyin ölümü gerçekleşti. Hastane organ nakli koordinatörlerinin görüştüğü aile, organ bağışına onay verdi. 30 Nisan’da gerçekleştirilen operasyonla Demirci’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere alındı.<br />
Kızı Müge Demirci’ye henüz 16 günlükken Rubestein-Taybi Sendromu teşhisi konulduğunu anlatan anne Sema Öztekin, yıllar boyunca hastalıkla mücadele ettiklerini vurguladı. Müge’nin en son Kestel’de özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gördüğünü ifade eden Öztekin, "Orada da ses getirdi. 'Nasıl yetiştirdiniz?' dediler ve özel görevler üstlendi, saf sevgiyi yaydı. Sonra 13 gün önce kalbi durmuş kurumda ve bu hastaneye getirilmiş. Kalbi iki kez burada da durmuş. Ben Yalova'dan acil geldim. Dün akşam tekrar çağırıldım. Beyin ölümünün gerçekleştiğini ve artık geri dönüşün olmadığını söylediler. Ertesi gün Ayşegül Hanım, Büşra Hanımlarla ağlayarak konuşmalar yaptık. Organ bağışını ağlayarak kabul ettim. O annesinin inci çiçeğiydi. Giderken bile üç cana can oldu" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"İyi ki onun annesi oldum"<br />
Doktorların hastalığı nedeniyle kızına en fazla 19 yıl ömür biçtiğini belirten Öztekin, "Bize dediler ki 'En fazla 19 yaşına kadar yaşar'. Onunla anne-kız sevgi seli olduk. Oğlum da bize dahil oldu. Özel bakımla gecemizi gündüzümüze kattık. Sevgiyle 39 yaşına kadar baktım. İyi ki öyle bir evladın annesi olarak bunları tatmışım. İyi ki o beni anne olarak seçmiş. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum" diye konuştu.<br />
Operasyon hakkında bilgi veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir ise, aileye beyin ölümünün tıbbi gerçeklerini titizlikle anlattıklarını belirtti. Aydemir, "Beyin ölümünün geri dönüşsüz bir durum olduğunu, bitkisel hayattan farklı olduğunu, tıbbi olarak ölü olduğunu hasta yakınlarına bildirdik. Hasta yakınlarıyla bu süreçte uzun konuşmalar yaptık. Onlara durumu, gerekliliğini, organ naklinin önemini anlattık. Aile için zor bir karardı ama hasta yaşadığı süre boyunca zorluklar yaşamış, bu zorluklardan insanlara faydası olabilmiş bir insandı. Onlar da hayattaki misyonunun bir parçası olarak ölürken de insanlara faydalı olabileceği kanaatine vardı ve organ naklini kabul ettiler. Hastanemiz, Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi, İl Sağlık Müdürlüğü, üniversite, tüm ekip bir arada çalıştık. Hastamızdan karaciğer ve iki böbrek alındı. Organların üç insana umut olmasını umuyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/19-yil-omur-bicilen-39-yasindaki-muge-11-gundur-suren-yasam-mucadelesini-kaybett</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/05/a-w695498-03.jpg" type="image/jpeg" length="35986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson Tedavisinde Yeni Ufuklar: Bilim Dünyası Geleceği Konuştu]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/parkinson-tedavisinde-yeni-ufuklar-bilim-dunyasi-gelecegi-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/parkinson-tedavisinde-yeni-ufuklar-bilim-dunyasi-gelecegi-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği tarafından düzenlenen ve 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Bodrum’da gerçekleştirilen Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Sempozyumu başarıyla tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ana teması Nörogenetik olarak belirlenen Sempozyumda, Parkinson hastalığının tanı ve tedavisi, ileri evre Parkinson hastalığının yönetimi, Parkinson hastalığında non-motor semptomlara yaklaşım, Parkinson hastalığı patofizyolojisinde yenilikler, hareket bozukluklarında az konuşulan veya ender görülen durumlar, parkinsonizm izleminde nörogörüntülemenin geleceği, hareket bozukluklarına güncel genetik yaklaşım, hiperkinetik hareket bozukluklarında tanıdan tedaviye güncelleme ve hareket bozukluklarında yenilikçi ve rasyonel yaklaşımlar ile atipik parkinsonizmlerin yönetiminde güncel ve gelecek uygulamalar görüşüldü.</strong></p>

<p><img alt="A W688952 01" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w688952-01.jpg" width="1600" /><br />
Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, "Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği olarak aslında iki aşamalı aktivitelerimiz var. Bunlardan biri nöroloji uzmanlık alanına yönelik ve nörolojinin de özellikle hareket bozuklukları, Parkinson hastalığı alt grubuna yönelik aktivitelerimiz, bir diğeri de toplumda öncelikle Parkinson hastalığı hakkında farkındalığı arttıracak aktivitelerimiz. Bu yıl tesadüfen bu iki gruba da etkinliklerimiz bir hafta arayla gerçekleşti. İlk aktivite 11 Nisan'da Ankara Büyükşehir Belediyesi ile paydaş olarak yaptığımız topluma yönelik ‘Parkinson Hastalığı Farkındalık Etkinliği’ idi. ‘Eğrisiyle Doğrusuyla Parkinson’u Konuşalım’ mottosu ile hastalıkla ilgili yanlış bilinenleri, yanlış olduğu sanılan doğruları uzman kişilerin ağzından aktarmaya çalıştık. Derneğimizin üyesi Öğretim Üyeleri tarafından da Türkiye'nin farklı illerinde, kurumlarda toplumsal aktiviteler yapıldı. Bilimsel aktivitemizi ise 16- 19 Nisan tarihleri arasında Bodrum Muğla’da gerçekleştirdik. Bu toplantıda Hareket Bozuklukları ve Parkinson Hastalığı alanında uzmanlaşmış akademisyen nörologlar, Fizyoterapi Uzmanları, Ses Konuşma Terapistleri yer aldılar ve yaptıkları çalışmaları günlük pratiklerindeki deneyimleri sahada çalışan, genel nörolojiyle uğraşan uzmanlar ile bilgi ve deneyim kazanmak isteyen araştırma görevlilerine aktardılar. Böylelikle hastalarımızın üçüncü basamak özelleşmiş polikliniklere ulaşmadan da doğru tanı, doğru tedavi ve doğru yönetime ulaşabilmesi için gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Kongremizde genel güncel bilgilerin yanı sıra bizi ileride bekleyen yeni gelişecek, tanı yöntemleri ve tedaviye eklenecek yenilikler, özellikle gen tedavileri, kök hücre tedavileri, derin beyin uyarıları yerine ameliyat gerektirmeyen kafatası dışından uygulanabilen sinir sistemi işlevini düzenleyici tedaviler gibi konular da ele alındı" dedi.<br />
Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen Sempozyumda 14 Panel, 1 Olgu Sunumları Gecesi, 4 Uydu Sempozyumu, 2 Sözel Bildiri oturumu gerçekleştirildi. Sempozyumda biri uluslararası olmak üzere 11 sözel, 12 tartışmalı poster ve 65 e-poster sunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W688952 03" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w688952-03.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/parkinson-tedavisinde-yeni-ufuklar-bilim-dunyasi-gelecegi-konustu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w688952-02.jpg" type="image/jpeg" length="76760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalça Ağrısında Yeni Dönem: Kapalı Cerrahi ile Hızlı İyileşme]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/kalca-agrisinda-yeni-donem-kapali-cerrahi-ile-hizli-iyilesme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/kalca-agrisinda-yeni-donem-kapali-cerrahi-ile-hizli-iyilesme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, kalça eklemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel bir yöntem olan kalça artroskopisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Minimal invaziv cerrahi teknikle uygulanan yöntem, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir tedavi süreci sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalça artroskopisinin ileri teknolojiye dayalı kapalı bir cerrahi yöntem olduğunu belirten Op. Dr. Tercan, "Kalça eklemi içerisini yüksek çözünürlükle görüntüleyebilen özel kamera sistemleri sayesinde hem tanı koyabiliyor hem de gerekli cerrahi müdahaleleri aynı seansta gerçekleştirebiliyoruz.</strong></p>

<p><img alt="A W688938 02" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w688938-02.jpg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yaklaşım, hastalarımız için daha güvenli ve konforlu bir süreç sağlıyor" dedi.<br />
Yöntemin özellikle belirli hasta gruplarında başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çeken Op. Dr. F. Volkan Tercan, femoroasetabular sıkışma sendromu (FAI), kalça labrum yırtıkları, kıkırdak hasarları, eklem içinde serbest cisimler ile hareket kısıtlılığı ve kronik kalça ağrıları gibi durumlarda kalça artroskopisinin etkili bir seçenek olarak öne çıktığını ifade etti.<br />
Açıklamasında minimal invaziv cerrahinin sağladığı avantajlara da değinen Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, "Kalça artroskopisi sayesinde daha küçük kesilerle işlem yapıyoruz. Bu da daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor. Hastalarımızın büyük bir kısmını aynı gün veya ertesi gün taburcu edebiliyoruz" diye konuştu.<br />
Ameliyat sonrası sürecin en az operasyon kadar önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. F. Volkan Tercan, planlı bir fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin hastaların hareket kabiliyetini yeniden kazanmasında kritik rol oynadığını belirtti.<br />
Kalça artroskopisinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, "İleri düzey kireçlenmesi olmayan, erken ve orta evre kalça problemleri yaşayan hastalarda bu yöntem oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Doğru hasta seçimi, tedavi başarısını doğrudan etkiler" ifadelerini kullandı.<br />
Uzun süreli kalça ağrılarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü de hatırlatan Op. Dr. F. Volkan Tercan, doğru hasta grubunda uygulanan kalça artroskopisinin ağrıyı azaltarak bireylerin aktif yaşamlarına daha hızlı dönmelerine katkı sağladığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/kalca-agrisinda-yeni-donem-kapali-cerrahi-ile-hizli-iyilesme</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w688938-01.jpg" type="image/jpeg" length="16721"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/kilo-vermek-icin-basvurdugu-merkezde-kanser-oldugunu-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/kilo-vermek-icin-basvurdugu-merkezde-kanser-oldugunu-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kilo vermek için başvurduğu Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi'nde doktor tarafından kanser taraması da yaptırması tavsiye edilen 44 yaşındaki hastada, erken evrede meme kanseri tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında Bursa'da kanser erken teşhis çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda sağlıklı hayat merkezlerinde yer alan KETEM (Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri) birimleri ve aile sağlığı merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz kanser taramaları gerçekleştirilirken, riskli belirtilere sahip vatandaşlar hızlıca tedavi merkezlerine sevk ediliyor. Bu vatandaşlardan biri olan 44 yaşındaki Yasemin Çelik, diyetisyen hizmeti almak için Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurdu. Yaşı itibarıyla meme kanseri taraması (mamografi) yaptırması gerektiği belirtilen Çelik, görevlilerin tavsiyesine uyarak, çekim yaptırdı. Kısa süre sonra çıkan sonuçlarda birinci evre meme kanser belirtilerine rastlanılan Çelik, ileri tetkik ve tedavi için hastaneye sevk edildi.<br />
2025 yılı Ağustos ayında diyetisyen randevusu için Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurduğunu belirten Çelik, "Büşra Hoca, mamografi çekilmemi tavsiye etti. O dönem sonuçlar çıktığı zaman birinci evre meme kanseri teşhisi konuldu. Şu anda tedavim devam ediyor. KETEM çalışanlarına, Sağlıklı Hayat Merkezi çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Yönlendirmeselerdi ben şu anda belki de çok farklı bir süreçte yaşayabilirdim. Erken teşhis hayat kurtarır. Herkesi korkmadan gelip KETEM'de taramalarını yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Herkese teşekkürler" şeklinde konuştu.<br />
Çelik'e mamografi çekilmesini tavsiye eden Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Büşra Kaba ise, "Hastamız diyetisyen randevusu için Sağlıklı Hayat Merkezimize başvurdu. Kendisine kanser taramalarını yaptırıp yaptırmadığını sorduğumuzda KETEM'e yönlendirebileceğimizi ilettik. Hastamız KETEM'e başvurdu ve erken evre kanser tespit edildi. 'Şikâyetim yok' diyerek ya da 'vaktim yok' diyerek kanser taramalarınızı ihmal etmeyin. Çok fazla vaktinizi almıyor. Kanserde erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor. Sizler de en yakın Sağlıklı Hayat Merkezlerine, KETEM'lere başvurarak taramalarınızı yaptırabilirsiniz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/kilo-vermek-icin-basvurdugu-merkezde-kanser-oldugunu-ogrendi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w687401-02.jpg" type="image/jpeg" length="29023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden korkma geç kalmaktan kork]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/kanserden-korkma-gec-kalmaktan-kork</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/kanserden-korkma-gec-kalmaktan-kork" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, mide ve bağırsak kanserleri başta olmak üzere birçok hastalıkta erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgularken, düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynadığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlıklı bir yaşamın anahtarının düzenli kontrol ve erken teşhis olduğunu vurgulayan BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, modern çağın en korkulan hastalıklarına karşı bazı uyarılarda bulundu.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Mide ve kalın bağırsak kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer aldığını belirten Dr. Mahmut Öztürk, bu hastalıklarda tedavi sürecinin başarısının tamamen teşhis zamanlamasına bağlı olduğunu ifade etti. Öztürk, "Mide ve kalın bağırsak kanserlerinde erken teşhis konulduğu takdirde, cerrahi müdahale ile yüzde 100 iyileşme sağlamak mümkündür. 45 yaş üzerinde olup geçmeyen ağrı, aşırı kilo kaybı, kan kusma veya rektal kanama gibi ‘alarm semptomları’ gösteren kişilerin mutlaka gastroskopik ve kolonoskopik tetkik yaptırması gerekir" dedi.<br />
Karaciğer yetmezliği olarak tanımlanan siroz hastalığında da benzer bir durumun söz konusu olduğunu kaydeden BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öztürk, şu bilgileri paylaştı:<br />
"Sirozun çok ileri dönemdeki kesin tedavisi karaciğer naklidir. Ancak erken dönemde sebebe yönelik tedavi ile hem hastalığın ilerlemesini önleyebilir hem de hastanın durumunda iyileşme sağlanabilir. Alkol kullanımı, hepatit B ve C ile yağlı karaciğer siroza yol açan en temel faktörlerdir. Bu etkenlerden uzak durmak ve koruyucu tedbirleri almak hayati önem taşır."<br />
Günümüzde obezite ve şeker hastalığına bağlı olarak artış gösteren karaciğer yağlanması hakkında da konuşan Uzm. Dr. Öztürk, hastalığın çoğu zaman sinsi ilerlediğini belirtti. Halsizlik ve karnın sağ üst kısmında beliren ağrıların belirti olabileceğini söyleyen Öztürk, "Karaciğer yağlanmasının ispatlanmış kesin bir ilaç tedavisi yoktur. En etkili tedavi yöntemi kararlı bir şekilde uygulanan diyet ve düzenli egzersizdir" açıklamasında bulundu.<br />
Ülser gibi mide rahatsızlıklarında ise endoskopinin önemine değinen Dr. Öztürk, sağlığın her şeyin başında geldiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı;<br />
"Hastalıkların tedavisindeki en kritik faktör zamanlamadır. Unutmayın; erken dönemde tedavi, hastalığın ilerlemesini önler. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/kanserden-korkma-gec-kalmaktan-kork</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w685446-01.jpg" type="image/jpeg" length="42121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Osmangazi’ye dev bir hizmet daha kazandırılıyor]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/osmangaziye-dev-bir-hizmet-daha-kazandiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/osmangaziye-dev-bir-hizmet-daha-kazandiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmangazi ilçesini modern, güvenli ve nitelikli kreşlerle donatarak geleceğin teminatı çocuklara daha güçlü bir yarın hazırlamayı hedefleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, ortaya koyduğu vizyonu kararlılıkla hayata geçiriyor. Eğitim ve sosyal belediyecilik alanındaki yatırımlarıyla dikkat çeken Başkan Aydın, geçtiğimiz aylarda temeli atılan ve kaba inşaatı tamamlanma aşamasına gelen Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi inşaatını yerinde inceledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Geleceğe umutla bakan nesillerin yetişeceği kreşleri Osmangazi’ye kazandırmayı sürdüren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, hayata geçirdiği projelerle ilçede önemli bir dönüşüme imza atıyor. Bu kapsamda Başkan Aydın, Kükürtlü Mahallesi’nde Şubat ayında temeli atılan ve inşaat çalışmaları hızla yükselen Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kaba inşaatı tamamlanma aşamasına gelen binayı detaylı şekilde inceleyen Başkan Aydın’a ziyaret sırasında, projenin hayata geçirilmesine katkı sunan hayırsever iş insanları Sabahattin Gazioğlu ve Hikmet Bozut da eşlik etti.<br />
Kükürtlü Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlara önemli hizmetler sunacak olan merkezde; kreş, gündüz bakımevi, aile sağlığı merkezi, kültür merkezi ve sosyal donatı alanları bir arada bulunacak. 2026-2027 eğitim-öğretim yılına yetiştirilmesi planlanan merkez, 600 metrekarelik alan üzerine 3 katlı olarak inşa ediliyor. İnşaat çalışmaları hızla devam eden olan tesiste, 80 öğrencinin eğitim göreceği 4 sınıfın yanı sıra aile sağlığı merkezi ve çeşitli sosyal donatı alanları yer alacak.<br />
"Sağlık ocağı, kreş ve sosyal donatı alanlarını tek çatı altında topladık"<br />
Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi inşaatının hızla devam ettiğini belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:<br />
"Kükürtlü Mahallesi’nde yapımı devam eden Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi, Sağlık Ocağı ve Kültür Merkezi inşaatını bugün yerinde inceledik. Çalışmaların hızlı bir şekilde ilerlediğini görmek bizleri memnun ediyor. Bu kıymetli projenin hayata geçirilmesine katkı sağlayan hayırsever ailemize gönülden teşekkür ediyorum. Kükürtlü Mahallemizde, hem çocuklarımıza hem de vatandaşlarımıza hizmet verecek olan sağlık ocağı, kreş ve sosyal donatı alanlarını tek çatı altında toplamış bulunuyoruz. İnşallah yaz aylarında açılışını gerçekleştirerek, yeni eğitim-öğretim döneminde öğrenci kayıtlarımızı burada yapmayı planlıyoruz. Bu merkezin yapımında emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyor, projemizin mahallemize ve ilçemize hayırlı olmasını diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/osmangaziye-dev-bir-hizmet-daha-kazandiriliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/04/a-w683156-03.jpg" type="image/jpeg" length="87895"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat Veren Bağış: Organlarıyla 4 Kişiye Umut Oldu]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/hayat-veren-bagis-organlariyla-4-kisiye-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/hayat-veren-bagis-organlariyla-4-kisiye-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'nın İnegöl ilçesinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak, organlarıyla 4 hastaya umut oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>Tadavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen uzman ekiplerce İnegöl Devlet Hastanesi'nde organ alımı gerçekleştirildi. 2 böbrek, 1 karaciğer ve korneası ekiplerce alınarak Bursa ve Ankara'daki hastalara nakledildi.</strong><br />
İnegöl Devlet Hastanesi resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:<br />
"Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu yakınlarıyla yapılan aile görüşmesinde, organ nakli hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Aynı zamanda organ bağışçısı olan hastamızın ailesi de örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay vermiştir. Organ nakli süreci yasal mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde hastanemiz organ nakli kooordinasyon ekibi tarafından hızlı ve büyük bir titizlikle yürütülmüştür. Süreç sonucunda bağışlanan organlar Bursa ve Ankara illerinde dört ayrı hastaya umut olmuştur."<br />
Açıklama şöyle devam etti:<br />
"Bu süreçte özverili çalışmalarından dolayı kurumumuz idaresine, organ ve doku nakil koordinatörlüğümüze, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane, radyoloji, laboratuvar ekip arkadaşlarımıza, nakil için çıkarımı yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesine, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli kıymetli hocalarımıza ve organ bağışını kabul eden yüce gönüllü ailemize teşekkür eder, birçok insana hayat olan merhuma Allah'tan rahmet dileriz. Organ bağışı sayesinde birçok hastaya sağlıklı yaşam şansı doğacak olması, acı bir kaybın toplum adına umut verici bir dayanışmaya dönüşmesine vesile olmuştur. Herkesi organ bağışçısı olmaya davet ediyor ve nakil bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Organ bağışçısı olmak için hastanelerin organ ve doku nakil birimlerine başvurabilir veya E-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilirsiniz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BURSA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/hayat-veren-bagis-organlariyla-4-kisiye-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w669074-01.jpg" type="image/jpeg" length="45122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa organ bağışında Türkiye'nin 'umut başkenti' oldu]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/bursa-organ-bagisinda-turkiyenin-umut-baskenti-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/bursa-organ-bagisinda-turkiyenin-umut-baskenti-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Bölgesi, 2025 yılında da organ bağış oranlarıyla Türkiye birincisi olurken, nakil bekleyen binlerce hasta için 'umudun başkenti' oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Organ Bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova illerini kapsayan Bursa bölgesi, 2025 yılında 12,4 pmp (Milyon nüfus başına düşen kadavra sayısı) oranı ile yine Türkiye birincisi olmayı başardı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ile son 15 yılın 12’sinde zirveyi kimseye bırakmayan Bursa Bölgesi, 2025 yılının organ bağışı verilerinin açıklanmasıyla liderliği yine kimseye kaptırmadı. </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W668819 01" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w668819-01.jpg" width="1200" /></p>

<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, organ bağışının arttırılmasının Bursa Bölgesi’nin her zaman ana hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Bursa bölgesi olarak bu hedef doğrultusunda yıllardır organ bağış oranlarını arttırmak için çeşitli kampanya çalışmaları yürütüldüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Çetin, "Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bilecik ve Yalova illerindeki duyarlı halkın desteğiyle elde edilen bu şampiyonluk, Türkiye’nin organ nakli tarihindeki en güçlü dayanışma örneği olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 5,5 milyonluk bir nüfusa hizmet veren bölgede yıllardır sürdürülen kurumlar arası etkin iş birliği, güçlü ve dinamik bir ekip çalışmasıyla istikrarlı bir başarı sergilendi" dedi.<br />
Türkiye ortalamasının çok üzerinde<br />
Bursa’nın organ bağışında Türkiye ortalamasının iki katından fazla olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Çetin, "Dünya genelinde organ bağışı başarısı "pmp" (milyon nüfus başına düşen donör sayısı) ile ölçülürken; 2025 verilerine göre Türkiye ortalaması 5,6 pmp düzeyinde kaldı. Bursa Bölgesi ise 12.4 pmp oranıyla hem Türkiye liderliğini sürdürdü hem de dünya standartlarına yaklaşan bir duyarlılık sergiledi" diye konuştu.<br />
15 yılda 4 bin şifa, binlerce umut<br />
Bursa Bölgesi’nde yürütülen kararlı çalışmalar sayesinde son 15 yılda yaklaşık 4 bin hastanın böbrek ve karaciğer nakliyle yeniden hayata tutunduğunu belirten Uzm. Dr. Çetin, "Yapılan nakillerin yüzde 49’unun beyin ölümlü donörlerden gerçekleşmesi, bölgedeki farkındalığın ne kadar yüksek olduğunu kanıtlıyor. Ülke genelinde nakillerin yüzde 85’inin hala canlı vericilerden yapıldığı gerçeği göz önüne alındığında, Bursa’nın "kadavradan bağış" bilincindeki liderliği önem taşıyor" şeklinde konuştu.<br />
Sağlıklı Türkiye yüzyılı<br />
Bursa Bölgesi’nde halen 2 bin 519 kişi böbrek, 355 kişi karaciğer ve 167 kişi kornea nakli için beklediğini hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, "Organ bağışı, Sağlık Bakanlığı’nın ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunun en güzel örneğidir. Bu anlamda organ bağışı konusunda hassasiyet gösteren tüm Bursa bölgesi vatandaşlarına şükranlarımı bir kez daha sunuyorum. Organ nakli ekiplerinde yer alan ameliyathane personelinden hemşirelerimize, yoğun bakım hekimlerimizden organ nakil koordinatörlerimize kadar canla başla çalışan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum. Bu şampiyon kadro 2026 yılında da şifa bekleyen vatandaşlarımıza "umut" olmaya devam edecektir" dedi.</p>

<p><img alt="A W668819 02" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w668819-02.jpg" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BURSA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/bursa-organ-bagisinda-turkiyenin-umut-baskenti-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w668819-03.jpg" type="image/jpeg" length="28103"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Baş Ağrısını Önlemenin Etkili Yolları]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-bas-agrisini-onlemenin-etkili-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-bas-agrisini-onlemenin-etkili-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku düzeninin baş ağrısını tetikleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, özellikle migren hastalarının dikkatli olması gerektiğini söyledi. Uzar, iftar ve sahurda dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve düzenli uykunun baş ağrısını önlemede önemli olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku düzeni bazı kişilerde baş ağrısını tetikleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, bunun için yapılması gereken bazı önemli noktalara dikkat çekti.</strong><br />
Özellikle migren hastalarının Ramazan ayının ilk günlerinde daha sık ve şiddetli baş ağrısı yaşayabildiğini ancak bunun önlenmesinin de mümkün olabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, "Ramazan ayında baş ağrısını azaltmak için beslenme ve sıvı tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor. İftar ve sahurda protein içeren besinler tercih edilmeli. Katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durulmalı. Daha önce baş ağrısını tetiklediği bilinen gıdalardan kaçınılmalı. İftar ile sahur arasında aralıklarla bol su tüketilmeli. Bu yaklaşık 2 litre veya üzeri olmalıdır. Sahur öğünü atlanmamalı ve uyku düzeni korunmalı. Baş ağrısını önlemek amacıyla sahurda ağrı kesici kullanımının yalnızca ilk günlerde sınırlı olarak düşünülebilir" dedi.<br />
Ramazan ayında baş ağrısı atakları sıklaşan migren hastalarında koruyucu tedavilerin uygulanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Uzar, "Ayda 7-8 günden fazla baş ağrısı yaşayan migren hastalarında botulinum toksin uygulamaları veya migren aşısı olarak bilinen önleyici tedaviler baş ağrısı sıklığını azaltmada etkili olabilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda baş ve boyun bölgesindeki ağrılı noktalara yapılan lokal tedaviler ve destekleyici yöntemler de fayda sağlayabilir" diye konuştu.<br />
Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, Ramazan ayında baş ağrısı yaşayan kişilerin yaşam tarzı düzenlemelerine dikkat etmeleri ve şikâyetlerin sıklaşması durumunda mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-bas-agrisini-onlemenin-etkili-yollari</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w655066-01.jpg" type="image/jpeg" length="90790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Dünya Kulak ve İşitme Günü Uyarısı: İşitme Sağlığınızı İhmal Etmeyin]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/uzmandan-dunya-kulak-ve-isitme-gunu-uyarisi-isitme-sagliginizi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/uzmandan-dunya-kulak-ve-isitme-gunu-uyarisi-isitme-sagliginizi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burtom Özlüce Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Gülce Ermutlu, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında işitme sağlığının yaşam kalitesi üzerindeki kritik rolüne dikkat çekti. Ermutlu, erken teşhis, gürültüden korunma ve düzenli kulak kontrollerinin işitme kaybını önlemede büyük önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>Burtom Özlüce Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Gülce Ermutlu, 3 Mart'ta kutlanan Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında yaptığı açıklamada, işitme kalitesinin yaşam standartlarını doğrudan belirlediğini vurguladı.</strong><br />
İşitme duyusunun sadece sesleri duymaktan ibaret olmadığını belirten Op. Dr. Ermutlu, "İşitme duyumuzun kalitesi, dış dünyayı ne ölçüde algılayabildiğimizi ve sosyal yaşamın içinde ne kadar var olabildiğimizi belirler. Sağlıklı bir iletişim ve bilmekle fonksiyonların korunması için kulak sağlığı ertelenemez bir ihtiyaçtır" dedi.<br />
Op. Dr. Gülce Ermutlu, işitme kaybı riskini minimize etmek ve kulak sağlığını uzun yıllar korumak için şu hayati uyarılarda bulundu:<br />
"Rutin Kontrolleri Aksatmayın : Belirli aralıklarla yapılan rutin kulak ölçümleri (odyometrik testler) muhtemel bir kaybın erken teşhisinde anahtar rol oynar. Gürültüden Uzak Durun: Uzun süreli ve yüksek sese maruz kalmak, iç kulaktaki hücrelere geri dönülemez zararlar verebilir. Kulak Çubuğu Kullanımına Dikkat: Kulak çubukları yalnızca kulak kepçesi temizliği için kullanılmalıdır. Dış kulak yolu temizliği asla kişisel objelerle yapılmamalı, yalnızca hekim kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Vakit Kaybetmeden Tıbbi Yardım Alın: Kulakta duyum kaybı, çınlama veya dolgunluk hissi gibi şikayetlerde "geçer" diye beklemek yerine bir uzmana başvurulmalıdır. İşitme Cihazından Korkmayın: İleri yaşlarda işitme cihazı kullanımı, sadece duymayı sağlamaz; aynı zamanda demans (bunama) riskini azaltır ve bireyin sosyal etkileşimini artırarak hayata bağlı kalmasını sağlar."<br />
"İşittiklerinizin sizi mutlu etmesi dileğiyle"<br />
İşitme kaybının sosyal izolasyona ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşlere neden olabileceğini hatırlatan Op. Dr. Ermutlu, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:<br />
"Hayatın içindeki sesleri eksiksiz duyabilmek bir ayrıcalık değil, korunması gereken bir haktır. İşittiklerinizin sizi mutlu etmesi dileğiyle, tüm halkımızı işitme sağlığına özen göstermeye davet ediyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/uzmandan-dunya-kulak-ve-isitme-gunu-uyarisi-isitme-sagliginizi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w654318-01.jpg" type="image/jpeg" length="23350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tenisçi dirseği: sadece sporcuları değil herkesi tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/tenisci-dirsegi-sadece-sporculari-degil-herkesi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/tenisci-dirsegi-sadece-sporculari-degil-herkesi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında "tenisçi dirseği" olarak bilinen lateralepikondilit, sanılanın aksine sadece sporcuları değil; bilgisayar kullanıcılarından ev hanımlarına kadar geniş bir kitleyi tehdit ediyor. BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kerime Savaş, günlük hayatta farkında olmadan yapılan tekrarlayıcı hareketlerin mekanik yüklenmelere neden olduğunu, bunun da tendonlardatarhribata neden olduğunu kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Kerime Savaş, tenisçi dirseğini; dirsek bölgesine yapışan tendonların aşırı kullanımına bağlı olarak yıpranmasıyla oluşan ağrılı bir durum olarak tanımladı. Bu tabloya sadece spor aktiviteleri değil, günlük hayatta farkında olmadan yapılan birçok hareket de sebep olabiliyor.<br />
Mekanik yüklenmelere yol açan ve hastalığı tetikleyen unsurlara dikkat çeken Uzm. Dr. Kerime Savaş, şunları söyledi: "Mutfakta sık sık doğrama yapmak, bez sıkmak, ütü yapmak, Matkap veya makas gibi aletlerle çalışmak, bilgisayar kullanımı, El bileğinin sürekli sabit pozisyonda kalması, tendonların dolaşımını bozarak doku iyileşmesini geciktirir ve tedavi sürecini uzatır."<br />
Belirtilere karşı uyaran BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kerime Savaş, "Hastalığın en sık görülen şikayetleri şunlardır : Dirsek dış kısmında şiddetli ağrı ve hassasiyet. Ağrının el, bilek ve kola yayılması. Nesne kavramak veya sıkıştırmakla artan ağrı. Elde güçsüzlük hissi veya zayıf kavrama gücü. Özellikle sabahları ve aktivite sonrası şiddetlenen ağrı. İleri dönemlerde dirsek çevresinde sertleşme ve şişlik" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi süreci ve kritik 4-6 hafta eşiği</p>

<p>Uzm. Dr. Savaş, tedavide başarı oranının yüksek olduğunu ancak burada da zamanlamanın kritik öneme sahip olduğunu belirterek, tedavi yöntemleri ve süreci hakkında şu bilgileri paylaştı: "Hastanın semptomları tetikleyen aktivitelerden kaçınması ve özel destekleyici bandajlar kullanması mekanik yükü azaltır. Ağrıyı azaltmak ve inflamasyonu kontrol altına almak için ilaç tedavisi uygulanabilir. Hastalığın iyileşmesinde fizik tedavi ve egzersiz önemli yer tutar. Fizik tedavi ajanları ve egzersizler ile tendon iyileşmesi yaklaşık 4-6 hafta sürer. Eğer sorun 4-6 hafta içinde tedavi edilmezse, ağrı kronik hale dönüşmektedir."<br />
Dr. Kerime Savaş, dirsek bölgesinde hissedilen ağrıların ihmal edilmemesi gerektiğini, erken müdahalenin yaşam kalitesini korumada esas olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/tenisci-dirsegi-sadece-sporculari-degil-herkesi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w653570-01-2.jpg" type="image/jpeg" length="21038"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat Hastanesi 48 yılı geride bıraktı]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/hayat-hastanesi-48-yili-geride-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/hayat-hastanesi-48-yili-geride-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye sağlık sektörünün köklü kuruluşlarından Hayat Hastanesi, 48. yılını geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden bu yana ‘insana dokunan sağlık’ vizyonuyla hizmet veren Hayat Hastanesi, bilgi birikimi, tecrübesi ve hasta odaklı yaklaşımıyla sağlıkta kalite çizgisini sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hayat</strong> <strong>Hastanesi</strong> Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, 48. yıl vesilesiyle yaptığı açıklamada sağlık hizmetine bakış açılarını değerlendirirken, "<strong>Hayat</strong> <strong>Hastanesi</strong> olarak 48 yıldır sağlık hizmetini yalnızca bir tedavi süreci değil, güvene dayalı bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz. Hasta odaklı yaklaşımımız, modern teknoloji yatırımlarımız ve uzman kadromuzla sağlıkta sürdürülebilir kaliteyi hedefliyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><img height="1059" src="https://bursahaberdarcom.teimg.com/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/aw651728-01-1.jpg" width="1600" /><br />
Uzm. Dr. Ahmet Özkul, bugüne kadar kendilerine güvenen hastaların desteğinin en büyük motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı. Sağlık hizmetinde kalite standartlarını sürekli yukarı taşımayı amaçladıklarını belirten Özkul, "Bugüne kadar bize güvenen tüm hastalarımızdan aldığımız güçle, sağlıkta kalite standartlarını yükseltmeye devam ediyoruz. <strong>Hayat</strong> <strong>Hastanesi</strong> olarak hedefimiz; bugün olduğu gibi gelecekte de güvenilir, yenilikçi ve insan odaklı sağlık hizmetinin öncüsü olmaktır" şeklinde konuştu.<br />
<strong>Hayat</strong> <strong>Hastanesi</strong> Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul açıklamasını şöyle sürdürdü:<br />
"Modern tıbbi altyapısı, gelişmiş tanı ve tedavi imkânları ile multidisipliner hizmet anlayışını bir araya getiren <strong>Hayat</strong> <strong>Hastanesi</strong>, geçen 48 yılda güçlü kurumsal hafızası ve etik değerlere bağlı sağlık hizmeti anlayışıyla sektörde güvenin simgesi haline geldi.<br />
Yenilenen teknolojik yatırımları ve uzman hekim kadrosuyla çağdaş tıbbın imkanlarını hastalarıyla buluşturan hastane, sürdürülebilir kaliteyi temel öncelik olarak konumlandırıyor.<br />
Güçlü kurumsal yapısı, nitelikli insan kaynağı ve sürekli yenilenen sağlık yatırımlarıyla <strong>Hayat</strong> <strong>Hastanesi</strong>; güven, kalite, modern teknoloji ve hasta memnuniyeti ekseninde sektördeki konumunu pekiştirmeyi sürdürüyor."<br />
Uzm. Dr. Ahmet Özkul sözlerini, "48 yıldır <strong>hayat</strong>lara dokunan <strong>Hayat</strong> <strong>Hastanesi</strong>, yarının sağlık standartlarını bugünden inşa etme vizyonuyla hizmet yolculuğuna kararlılıkla devam ediyor" diyerek tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/hayat-hastanesi-48-yili-geride-birakti</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/hayat-1.jpg" type="image/jpeg" length="70861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan oruç tutanlara hayati tavsiyeler]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/uzmanlardan-oruc-tutanlara-hayati-tavsiyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/uzmanlardan-oruc-tutanlara-hayati-tavsiyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayı, hem manevi hem bedensel arınma dönemi olarak büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, böbrek hastaları ve böbrek taşı problemi olan bireylerin, oruç tutmanın böbrek sağlığı üzerindeki etkilerini merak ettiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel araştırmaların bireylerde oruç tutmanın böbrek fonksiyonlarında kalıcı bir hasar oluşmayacağını kanıtladığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Şahan, "Vücudumuz, gün boyunca susuz kalmaya karşı fizyolojik olarak uyum sağlar. Ancak iftar ile sahur arasında yeterli miktarda sıvı alınması çok önemlidir. Yetersiz sıvı tüketimi, böbreklerde yük artışına ve idrar yoğunluğunda yükselmeye sebep olabilir" dedi.<br />
Doç. Dr. Şahan, "Böbrek taşı hastalarının iftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketmeleri gerekmektedir. Ayrıca çay ve kahve tüketimini sınırlandırmalı, tuzlu ve işlenmiş gıdalardan uzak durmalıdırlar. Suyu aralıklı içmek ve düzenli doktor kontrollerini aksatmamak önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.<br />
Özellikle evre 3 ve üzeri kronik böbrek hastaları, tek böbreği olanlar, böbrek nakli hastaları ve kontrolsüz diyabet veya hipertansiyon hastaları oruç tutmadan önce mutlaka nefroloji veya üroloji uzmanına başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Şahan, "Oruç böbreği dinlendirmez veya ekstra toksin temizlemez. Ayrıca sahurda tek seferde aşırı su içmek yerine, iftar ve sahur arasında suyu zamana yayarak içmek gerekir. Ramazan ayı, sağlık ve bilinçli yaşam için güzel bir fırsattır. Böbrek sağlığınızı korumak için yeterli sıvı alımına dikkat edin ve sağlık sorunlarınızı ihmal etmeyin" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/uzmanlardan-oruc-tutanlara-hayati-tavsiyeler</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/03/a-w652201-01.jpg" type="image/jpeg" length="89280"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da migren uyarısı: Sahuru atlamak baş ağrısını tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-migren-uyarisi-sahuru-atlamak-bas-agrisini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-migren-uyarisi-sahuru-atlamak-bas-agrisini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Migreni tetikleyen en önemli faktörlerden birinin uzun süreli açlık olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Korukcu, "Bu nedenle migren hastalarının sahur öğününü atlamaması kritik öneme sahiptir. Dengeli bir sahur öğünü, gün içindeki şikayetleri azaltabilir. Yeterli sıvı alımı da migren kontrolünde temel bir unsurdur. İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi, susuzluğa bağlı baş ağrılarının önlenmesine katkı sağlar" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında özellikle migren hastalarında uzun süreli açlık ve susuzluğun baş ağrılarını artırabileceğine dikkat çeken VM Medical Park Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Korukcu, alınabilecek önlemler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.<br />
"Dengeli bir sahur öğünü şikayetleri azaltır"<br />
Migren hastalarının sahur öğününü atlamamasının kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Merve Korukcu, "Sahur öğününün atlanması, gün içinde kan şekeri düşüklüğüne bağlı baş ağrılarını artırabilir. Dengeli bir sahur öğünü gün içindeki şikayetleri azaltabilir. Sahurda kan şekerini dengede tutacak, uzun süre tokluk sağlayacak protein ve lif ağırlıklı besinler tercih edilmelidir. Yumurta, yoğurt, peynir, tam tahıllı ürünler ve ceviz gibi sağlıklı yağ kaynakları önerilmektedir. Basit şeker içeren gıdalardan kaçınılması, ani kan şekeri düşüşlerinin önüne geçilmesine yardımcı olur" ifadelerini kullandı.<br />
"Yeterli miktarda su tüketin"<br />
Yeterli sıvı alımının migren kontrolünde temel bir unsur olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Korukcu, "İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi, susuzluğa bağlı baş ağrılarının önlenmesine katkı sağlar" dedi.<br />
<strong>"Gün içinde kısa dinlenme araları planlanmalı"</strong><br />
Uyku düzeninin korunmasının da migren yönetiminde önemli rol oynadığını işaret eden Uzm. Korukcu, "Sahur nedeniyle değişen uyku saatleri, düzensiz ve yetersiz uyku atakları artırabilir. Mümkün olduğunca düzenli uyku saatleri oluşturmak ve gün içinde kısa dinlenme araları planlamak faydalı olacaktır" ifadelerini kullandı.<br />
"Şiddetli ve farklı ağrılarda doktora başvurulmalı"<br />
Uzun süreli açlığın kan şekeri dengesini etkileyebileceğini belirten Uzm. Dr. Korukcu, "Kan şekeri düşüklüğü ve susuzluk beyin damarlarında değişikliklere neden olabilir. Bu durum özellikle migren hastalarında daha şiddetli ve uzun süren ataklara yol açabilir" şeklinde konuştu.<br />
Baş ağrısının şiddetinin artması, görme kaybı veya bulantı-kusma gibi farklı belirtilerin eşlik etmesi durumunda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Merve Korukcu, "Ramazan döneminde artan baş ağrıları ihmal edilmemeli, özellikle kronik migren hastaları düzenli kontrollerini aksatmamalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-migren-uyarisi-sahuru-atlamak-bas-agrisini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/02/a-w651536-01.jpg" type="image/jpeg" length="16285"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Uyarı: Osteoporoz Sessizce İlerliyor]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/uzmanindan-uyari-osteoporoz-sessizce-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/uzmanindan-uyari-osteoporoz-sessizce-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun, özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde yaygınlaştığını belirterek, hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlediğini ve bu yüzden 'sessiz hastalık' olarak tanımlandığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kemik yoğunluğunun azalmasıyla birlikte kemiklerin kırılgan hale gelmesine yol açan osteoporozun, uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerlediğini ifade eden BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, hastaların genelinin ilk kırık yaşanana kadar hastalığının farkında olmadığını söyleyerek, "Özellikle 50 yaş üzeri kadınlarda görülen ani boy kısalması, kamburlaşma ya da sırtta oluşan sürekli ağrılar, osteoporozun ilk sinyalleri olabilir. Ancak çoğu zaman bu belirtiler yaşlılığa bağlanarak göz ardı edilir. Oysa erken dönemde yapılacak kemik yoğunluğu ölçümleri, hastalığın ilerlemesini durdurmak için çok değerlidir" ifadelerini kullandı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Osteoporozun en büyük riskinin kemik kırıkları olduğuna dikkat çeken Dr. Akpınar, "Kalça, omurga ve bilek kırıkları, osteoporozun en yaygın ve en ciddi sonuçlarıdır. Bu tür kırıklar yaşlı bireylerin hareket kabiliyetini kısıtlar, bağımsızlığını kaybetmesine hatta yatağa bağımlı hale gelmesine neden olabilir. Bazı durumlarda kırıklar yaşamı tehdit edecek komplikasyonlara yol açabilir" diye konuştu.<br />
Bu nedenle özellikle risk grubunda olan kadınların, menopoz sonrası düzenli olarak kemik taramalarını yaptırması gerektiğini belirtti.<br />
Osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Merve Dede Akpınar, şu önerilerde bulundu:<br />
"Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol gibi kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durmak çok önemlidir. Yük taşıyan egzersizler, yürüyüş, pilates veya dans gibi aktiviteler kemik yoğunluğunu korumada etkilidir. Ayrıca bazı kronik hastalıklar ve uzun süreli kortizon kullanımı da osteoporoz riskini artırabilir, bu nedenle bu tür durumlarda hekim kontrolü daha da önem kazanır."<br />
"Osteoporoz sadece yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir" diyen Dr. Akpınar, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
"Her kemik ağrısı yaşlılıktan kaynaklanmaz. Osteoporozla ilgili belirtiler fark edildiğinde geç kalmadan doktora başvurmak gerekir. Erken tanı ve düzenli takip ile osteoporozun ilerlemesi yavaşlatılabilir, kırık riski önemli ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı ve aktif bir yaşlılık için kemik sağlığımızı ciddiye almalıyız. Kemiklerinizi ihmal etmeyin, sessizce gelen bu tehlikeye karşı harekete geçin."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/uzmanindan-uyari-osteoporoz-sessizce-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/02/a-w650903-01.jpg" type="image/jpeg" length="70669"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynı Gün, Aynı Mücadele: İki Kız Kardeş Kanseri Yendi]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/ayni-gun-ayni-mucadele-iki-kiz-kardes-kanseri-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/ayni-gun-ayni-mucadele-iki-kiz-kardes-kanseri-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'da başarılı operasyon geçiren Çanakkaleli Hatice ve Nurten kardeşler, aynı gün meme kanserinden kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çanakkale'de yaşayan Hatice Özkan (61) 4 yıl önce meme kanserine yakalandı. Bursa'da Doruk Nilüfer Hastanesi'nde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer tarafından yapılan başarılı bir operasyonla sol meme kanseri belirlenip ameliyat edildi. Yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonucunda hastalığın genetik olduğu belirlenerek kız kardeşi Nurten Korkmaz'da da (54) meme kanseri tespit edildi. Bunun üzerine iki kız kardeş Hatice Özkan ve Nurten Korkmaz, kansersiz bir hayat için hastaneye başvurdu.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Bursa'da Doruk Nilüfer Hastanesi'nde ileri düzeyde yapılan tetkik ve incelemeler sonucunda her iki kardeşin meme dokusunun tamamen alınması ve sonrasında fonksiyonel kayıp olmaması amaçlanarak, aynı gün içinde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Karaca tarafından ardı ardına gerçekleşen başarılı operasyonlarla iki kız kardeş meme kanserinden tamamen kurtuldu.<br />
Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, "Hatice teyzemize 2 yıl önce sol memenin tamamen alınması (sol mastektomi) yapılmış, şimdi ise sağ memenin tamamen alınması (sağ mastektomi), kız kardeşi Nurten hanıma ise iki memenin iç kısmındaki dokuların tamamen alınması ve boşalan alana silikon konulması ameliyatı uygulandı. Koridorlarda beraber yürüyerek kadınlar için en ciddi kanserlerden olan meme kanserini yendi. Şimdi hastalığı geçmişte bırakarak sevdiklerine vakit ayırabilmektedirler" dedi.<br />
Meme kanserinde önemli bir deneyime sahip Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, 20 yaşından sonra kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması, 40 yaşından sonra ise yıllık mamografi taramalarını yaptırmaları ve en ufak farklılıkta doktorlarına başvurması gerektiğini özellikle vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/ayni-gun-ayni-mucadele-iki-kiz-kardes-kanseri-yendi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/02/a-w650860-01.jpg" type="image/jpeg" length="21279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Cilt Bakımının Sırrı: Nazik Temizlik ve Doğru Koruma]]></title>
      <link>https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-cilt-bakiminin-sirri-nazik-temizlik-ve-dogru-koruma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-cilt-bakiminin-sirri-nazik-temizlik-ve-dogru-koruma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayı bedenin ve ruhun dinlendiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, bu dönemde hassas hale gelen cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunma olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birçok kişi kuruluğu yalnızca susuzluğa bağlasa da, aslında farkında olmadan yapılan hatalar cilt bariyerini zayıflattığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, uzun süren susuzluk, değişen beslenme düzeni ve uyku saatlerinin cilt üzerinde ister istemez etkisi olabileceğini söylerken, "Cildi köpüren temizleyiciler ferahlık hissi verse de cildin doğal koruyucu tabakasına zarar verebilir. Bu tabaka, cildin nemini koruyan en güçlü savunma hattıdır. Gereğinden fazla ve sert ürünlerle yapılan temizlik, kuruluk, gerginlik, kızarıklık ve hassasiyete yol açabilir. Ramazan'da cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunmadır" ifadelerinde bulundu.</strong><br />
Yapılan bazı hatalardan bahseden Aşkar, "Nasıl olsa su içemiyorum, düşüncesiyle nemlendirici kullanmamak, cildin daha hızlı nem kaybetmesine sebep olur. Nemlendiriciler cilde su eklemez. Mevcut nemi koruyarak cilt bariyerini destekler. Nemlendirici kullanımı, özellikle Ramazan ayında cilt sağlığının temel taşlarından biridir. Uzun süren açlığın ardından tüketilen ağır, tuzlu ve şekerli yiyecekler cilt dengesini doğrudan etkileyebilir. Cilt, bir önceki günün beslenmesini ertesi sabah yansıtır. Ramazan ayında evde daha fazla vakit geçirilse bile gün ışığına maruz kalmak devam eder. Güneş ışınları fark edilmeden ciltte kuruluğa ve leke oluşumuna katkıda bulunabilir. Güneş koruyucu kullanımı yalnızca yaz aylarına özgü değildir, yıl boyunca düzenli olarak uygulanmalıdır" dedi.<br />
Cildi zorlayan yoğun kozmetik uygulamalar yapmakla ilgili de uyarılarda bulunan Aşkar, "Güçlü peelingler, yoğun asit içerikleri ve tahriş edici işlemler bu dönemde cilt bariyerini zayıflatabilir. Ramazan, cildi yenilemekten çok koruma ve onarma zamanıdır. Cilt bedenin sessiz dili olduğunu unutmamak gerekiyor. Cilt, susuz kaldığında bağırmaz. Kuruyarak, hassaslaşarak ve ışıltısını kaybederek konuşur. Ramazan'da cilde gösterilen özen, yalnızca bu ayı değil tüm yılı etkiler. Cildinize yapabileceğiniz en büyük iyilik, onu zorlamak değil, anlamak ve korumaktır" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bursahaberdar.com/ramazanda-cilt-bakiminin-sirri-nazik-temizlik-ve-dogru-koruma</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursahaberdarcom.teimg.com/crop/1280x720/bursahaberdar-com/uploads/2026/02/a-w650830-01.jpg" type="image/jpeg" length="99611"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
