ZİHNİN KUŞATILMASI: Haberler, Gündüz Programları ve Ruhumuz

Abone Ol

Sabah uyanılır televizyon açılır. Ekrana bakmak insanoğluna özgü bir durumdur. Bir kanalda savaş, diğerinde ekonomik kriz, ötekinde bağırış, gözyaşı, ihanet hikâyeleri. Daha kahvaltımızı yapmadan ağır duygulara maruz kalırız.

Modern insanın zihni artık sadece kendi hayatını yaşamıyor. Bir savaşın ortasında, Bir ekonomik krizin içinde bir başkasının dramının tanığı. Bu kadar negatif yoğun bir akış, zihinde birikir ve fark edilmeden şuna dönüşür: Sürekli düşük seviyeli stres”. Bu stres rahatsız etmiyormuş gibi gözükür ama anlık bir tehlike karşısında verilen, savaş ya da kaç tepkisinden farklı olarak, arka planda hiç kapanmayan bir bilgisayar programı gibi enerjinizi tüketir. Bu durumun en belirgin belirtileri şunlardır. Zihinsel sis: odaklanma güçlüğü ve unutkanlık. Duygusal tükenmişlik: küçük aksiliklere aşırı tepki verme. Fiziksel gerginlik: sebepsiz omuz, boyun ağrıları ve çene sıkma. Olarak açıklayabiliriz.

Bu durumu bir “modern çağ gürültüsü” olarak ta düşünebiliriz; sesini duymuyoruz ama etkisi tüm hücrelerimizde hissediliyor.

Gündüz kuşağı programları bize şunu yapar. Dram, ihanet, çatışma ve gözyaşı. Başta izliyorum etkilenmem ben bunlardan dersin. Âmâ zihnin bunları ayırt edemez. Gerçek mi, kurgumu, senin hayatın mı? Sen bunları izlerken hepsini duygusal olarak yaşar. Ve bir süre sonra nemi olur. İnsanlara olan güven azalır, ilişkiler hakkında şüphe artar, iç dünyada huzursuzluk büyür. Maruz kalan zihin maruz kaldığı ölçüde şekillenir.

İzlediğimiz haberler sadece bilgi vermez. Gelecek algısını da şekillendirir. Sürekli zam, sürekli, belirsizlik, sürekli kriz duyan bir zihin şunu öğrenir. “Güvende değilsin”. Bu yaşananlar kaygı bozukluklarını tetikler, gelecek korkusunu artırır, hayattan alınan zevki azaltır. Konforlu yaşatmaz sizi. İnsan çalışır çabalar ama içindeki huzur eksilir.

Bir süre sonra on yıllarca maruz kaldığımız bunca şey, sıradanlaşır. Savaş sıradanlaşır, dram alışılır hale gelir. Kaygı günlük bir duygu olur. Çoğu zaman geç kalınmıştır. Ruh yorulmuştur. Sessiz sessiz tükenme başlamıştır.

Asıl soruya gelelim; peki hocam ne yapalım sorularını duyar gibiyim. Tabiki kaçamayız böyle bir seçenek yok. Âmâ maruz kalma etkilerini hafifletebiliriz.

Haber diyeti yapın; sınırlı süreyle takipte kalın

Sabah ilk maruziyeti değiştirin; güne dedikoduyla, savaşla ve krizle başlamayın.

Loading...

Gündüz programlarını sorgulayın; size ne katıyor, ne götürüyor.

Bedeni ve doğayı unutmayın; zihin ekranla dolmuştur ama doğayla dengelenir.

Gerçek ilişkilerinizi besleyin; Ekrandaki hayat değil, temas iyileştirir.

Son söz.

“İzlediğimiz her bilgi faydalı değildir. Her izlediğimiz şey masum da değildir. Her maruz kalış senden bişey götürür. Kendini korumak bencillik değildir. Zihinsel sağlığın sorumluluğundur. Velhasıl tükenen bir ruh, ne kendine ne de başkasına iyi gelebilir. En büyük direniş, ruhunu koruyabilmektir”.