Programda; konuta erişim, arsa maliyetleri, kentsel dönüşüm ve finansman modelleri gibi sektörün uzun süredir gündeminde yer alan başlıklar ele alındı.
"Konut maliyetinin yarısını arsa oluşturuyor"
Şeref Demir, bugün üretilen bir konutun toplam maliyetinin yaklaşık yüzde 50'sini arsa bedelinin oluşturduğunu belirterek, orta ve dar gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak için öncelikle arsa politikalarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa'da imarlı arsaların uzun yıllar boş tutulmasına izin verilmediğini, çeşitli vergi ve yaptırımlarla arsaların ekonomiye kazandırıldığını ifade eden Demir, Türkiye'de ise uzun yıllar boyunca arsayı elde tutmanın teşvik edildiğini dile getirdi.
Demir, imara açılan bölgelerde planlamaların nüfus artışı, altyapı ve şehirleşme ihtiyaçları dikkate alınarak yapıldığını ancak arsaların yıllarca boş bekletilmesinin hem şehirleşmeyi geciktirdiğini hem de konut fiyatlarını artırdığını kaydetti.
"Arsa stokçuluğu üretimi de olumsuz etkiliyor"
Arsa stokçuluğunun yalnızca konut sektörünü değil, sanayi yatırımlarını da olumsuz etkilediğini belirten Demir, üretime yönlendirilmesi gereken sermayenin arsaya bağlandığını, bunun da yatırım, ihracat ve istihdam üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Kaçak yapılaşmanın temel nedenlerinden birinin de imarlı ve imarsız arsalar arasındaki yüksek fiyat farkı olduğunu ifade eden Demir, mühendislik hizmeti almış ruhsatlı yapılarla kaçak yapıların inşaat maliyetleri arasında büyük fark bulunmadığını belirtti. Bu durumun tarım arazileri üzerindeki yapılaşma baskısını da artırdığına dikkat çekti.
"İmarlı arsaya yapılaşma süresi getirilmeli"
Çözüm önerilerini de paylaşan Demir, imara açılan alanlarda belirli süre içinde yapılaşma zorunluluğu getirilmesi gerektiğini söyledi.
Organize sanayi bölgelerinde uygulanan tahsis sistemini örnek gösteren Demir, üretime başlamayan yatırımcının tahsis hakkını kaybettiği modelin konut arsalarında da uygulanabileceğini ifade etti.
Demir, demir, çimento ve işçilik maliyetlerinin büyük ölçüde piyasa koşullarına bağlı olduğunu, ancak arsa maliyetlerinin doğru politikalarla yönetilebilecek en önemli kalem olduğunu vurguladı.
"Kentsel dönüşümden önce zihniyet dönüşümü gerekiyor"
Programın önemli başlıklarından biri de kentsel dönüşüm oldu.
"Kentsel dönüşümden önce zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var" diyen Demir, ekonomik durumu yetersiz vatandaşların kamu desteğiyle dönüşüme dahil edilmesi gerektiğini, ödeme gücü bulunan kesimin ise sürece sorumluluk alarak katkı sağlamasının önem taşıdığını söyledi.
Her dönüşümün yalnızca emsal artışıyla finanse edilmesinin şehirlerde nüfus yoğunluğunu artırdığını ve altyapı sorunlarını büyüttüğünü belirten Demir, kentsel dönüşümün sadece bina yenilemek değil, şehirleri yeniden planlamak anlamına geldiğini ifade etti.
İstanbul'da uygulanan "Yarısı Bizden" destek modelinin Bursa'da da hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Demir, deprem riski nedeniyle Bursa'nın öncelikli şehirlerden biri olduğunu söyledi.
Özellikle Altıparmak ve Çarşamba bölgelerinde güvenli yapıların yanı sıra estetik ve turizme katkı sağlayacak yaşam alanlarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Demir, Akpınar Mahallesi ile 1050 Konutlar bölgesinde yürütülen yaklaşık 5 bin 500 konutluk dönüşüm çalışmalarını örnek gösterdi.
BES benzeri dönüşüm fonu önerisi
Programda finansman modeli de gündeme geldi.
Şeref Demir, ilgili bakanlığa da sunduğu öneri kapsamında, Bireysel Emeklilik Sistemi'ne (BES) benzer uzun vadeli bir kentsel dönüşüm fonu oluşturulmasını önerdi.
Modele göre konut sahipleri düzenli katkı sağlayacak, devlet de belirli oranda destek verecek. Böylece binaların ekonomik ömrü boyunca oluşturulacak fon, dönüşüm finansmanında kullanılabilecek.
Demir, teknik çalışmalara göre aylık 800 ila 1.500 lira arasında değişen katkılarla yıllar içinde önemli bir kaynak oluşturulabileceğini belirterek, bugün birçok sitede aidatların zaten 3-4 bin liraya ulaştığını, benzer büyüklükte oluşturulacak tasarrufun gelecekte yüksek dönüşüm maliyetlerini karşılayabileceğini ifade etti.
Türkiye'deki yaklaşık 23 milyon bağımsız konut dikkate alındığında sistemin her ay milyarlarca liralık uzun vadeli bir finansman kaynağı oluşturabileceğini belirten Demir, ödeme gücü olmayan vatandaşların katkısının ise sosyal devlet anlayışı kapsamında kamu tarafından karşılanabileceğini söyledi.
Yapısal reform vurgusu
Programda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'deki konut sorununun yalnızca faiz oranları veya kredi imkanlarıyla çözülemeyeceği vurgulandı.
Şeref Demir, arsa üretimi, şehir planlaması, kentsel dönüşüm ve sürdürülebilir finansman modellerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, kalıcı çözümün yapısal reformlardan geçtiğini ifade etti.





