banner144

banner124

07.03.2021, 17:31

BİR DOLAR TL DEJAVUSU

En baştan başlayalım…

13 Şubat’ta Fitch, Türkiye kararını açıklayarak BB(-) olan negatif görünümü durağana çevirmişti. Tabi bura da bir not artırımı söz konusu olmasa da Fitch bazı temel sebepleri baz alarak bu kararı verdi. O tarihlerde Türk Lirası’nın, Türk varlıklarının değer kazandığını hepimiz hatırlıyoruz. Fitch’in sebepleri ise; yeni ekonomi yönetimi altında daha tutarlı ve Ortodoks politika karışımı bir politika izleyen TCMB’nin para politikasında önemli bir sıkılaşmaya gitmesi, geçen sene uluslararası rezervlerinin son derece düşük olması, yüksek cari açık, kötüleşen yatırımcı güveninden olumlu yöne doğru ilerleme ve buradan dönüşün hafifte olsa umutlandırması gibi başlıkları temel sebepler olarak sıralamışlar.

Önceki yazımda bahsettiğim ve önemli gördüğüm bazı konular Fitch’in açıkladığı raporda da öne çıkıyor: Merkez Bankası’nın şeffaflığı ve öngörülebilirliği arttırmak için tek bir politika faizine geçtiğini, fonlamanın yani haftalık reponun sadece politika faizi üzerinden gerçekleştirmesi ve dalgalı kur rejimine geri dönülmesi gibi başlıklar raporda yerini alırken raporun devamında hane halkı ve kamu borcunun yükselmesine de değinilmiş. Ayrıca reformların gelmesi gerektiğinin de altı çizilmiş.

Bu rapor açıklandıktan birkaç gün sonra TCMB zorunlu karşılık oranlarında değişikliğe gitti.

KREDİ MUSLUKLARI KISILIYOR

Tüm vadelerde %2 oranında 200 baz artışa giden Merkez Bankası parasal sıkılaşmanın arkasında olduğunun mesajını verdi. Buradaki amaç; bankalardaki yani sistemdeki para miktarı ve kredi maliyetlerini bu şekilde arttırarak sistemin içerisinde bir sıkılaşmayla bir para politikası aracı oluşturmak. Diğer bir deyişle kredi musluklarını keserek hedeflenen enflasyona ulaşmak.2020 yılındaki genişleyici politikanın devam edip etmediğini ve bunun enflasyondaki baskısını ölçtükten sonra bu raporla birlikte karar verilmiş.

KISILAN KREDİ MUSLUKLARI NEYİN HABERCİSİ ?

Ocak ayında ufakta olsa bir faiz artışı olsaydı böyle bir uygulamaya gidilmezdi. %2 lik artışla beraber, örnek verecek olursak; Bankalar 100 liralık mevduata karşılık 2 lira daha fazla parayı Merkez Bankası’na zorunlu karşılık olarak yatırmak zorunda kalacak ve  bunu bulacakları yer Merkez Bankası olacağı için bankalar Merkez Bankasına politika faizi üzerinden %17 den borçlanıp %12 faiz alacak ve dolayısıyla aradaki %5 bankalar için bir maliyet oluşturacak. Bu sebeple oluşan bu maliyeti kredi faizleri ve mevduat faizlerine bankalar yansıtmak zorunda kalıyor. Bu zorunlu karşılık çok büyük bir artış olmasa bile krediye dayalı ekonomimiz için öz kaynağı yeterli olmayan, öz sermayesi düşük şirketlerin özellikle inşaat ve emlak sektöründeki açığın krediyle kapatılmasıyla dönen piyasa ekonomimiz için bu modelin artık yürütülemeyeceğini ve çöktüğünü gösteriyor aslında.

ENFLASYON VE BORÇLAR MERKEZ BANKASINI ZORLUYOR 

Şubat enflasyon verileri 15,61 olarak açıklandı. Baz etkisiyle yılın ilk dört ayında enflasyonun yüksek çıkacağını zaten tahmin ediyorduk. Sağlık yüzde 18,11 , gıda ve alkolsüz içecekler grubu yüzde 18,40 ve ev eşyası  yüzde 22,47’lik artışla listede yerini aldı.  Enflasyonla mücadele eden Merkez Bankası 18 Mart’ta yapılacak toplantıda bu enflasyon verilerinden sonra 50 ya da 100 baz puan faiz artırır mı bilinmez ancak bu faiz oranlarıyla bile zorlanan reel sektörün ve kredi kartı borçlarıyla boğuşan vatandaşın tahammülünün kalmadığını görebiliyoruz. Tahminim bu toplantıda faiz arttırılmayacak ama para politikasında ki bu sıkılaşma devam edecek. ÜFE ile TÜFE arasındaki makasın daraldığı Türkiye’de harcamadan ziyade maliyet enflasyonu olduğunu raporlar bize gösteriyor ki para politikası ciddi bir enflasyon mücadelesine girmişken maliye politikası ayağında henüz bir hareketlenme olmadığı görülüyor.

ABD 10 yıllık tahvillerinin 1,60 seviyelerine çıkması ile Türk lirasının Dolar karşısında sert bir şekilde değer kaybettiğini gördük. NEDEN ABD 10 YILLIK TAHVİLLERİ KURU VE PİYASALARI ETKİLER? ABD Tahvil piyasaları dünyanın en büyük ve en önemli tahvil piyasası...Buradaki hareketler hisse senedi piyasalarını ve kurları ister istemez etkiliyor. Endeks ve hisse senedi değerlemelerinde faiz oranları kullanılıyor. Eğer bu faiz oranları yukarıya doğru çıkarsa daha düşük değerlemeler ortaya çıkıyor ve bu piyasalarda getiri kaygısı oluşturuyor. ABD’de aşılama konusu iyi gittiği için piyasalarda iyimserlik beklentilerden çok daha önce piyasaların iyileşebileceği, kapalı şirketlerin açılabileceği beklentilerini ortaya çıkardı bunun sonucunda da piyasada enflasyon korkusu ortaya çıktı. Ekonomi normale dönmesiyle ötelenmiş harcamalar gün yüzüne çıkabileceği için bunların biranda olması enflasyon baskısını arttırmış oldu. Bu gelişmelerden sonra Türk Lirası’yla birlikte bir çok para birimi Dolar karşısında değer kaybetti. Türk Lirası gelişen para birimleriyle aynı orantıda değer kaybetmesine rağmen bu süreçte dünyada en çok değer kaybeden Güney Afrika Randıyla birlikte iki para biriminden birisi oldu. Türk Lirasının kendine has kırılganlıkları olduğu ve bu tip durumlarda savunmasız olduğu açıkça görülebiliyor. AB Türkiye’den ithal edilen yassı çelik mamullerine ek vergi getirmişti .Amerika Birleşik Devletleri de ülkemizin de dahil olduğu 18 ülkeden alüminyum ithalatına anti-damping vergisi koymaya hazırlanıyor ki 2020 yılı Gayrisafi Milli Hasılamız Türk Lirası bazında %1,8 artsa bile Dolar bazında %40 fakirleştiğimiz açık. AB ve ABD’nin Türkiye’yi ekonomik olarak zorladığını da görebiliyoruz.

ALTIN FİYATLARI İÇİN OLASI SENARYO

Bir diğer konuya değinecek olursak ; kafası karışık raporlar bütün dünyayı etkiliyor .En son IMF olumsuz yan etkileri olmasına rağmen bir çok merkez bankasının er yada geç negatif faiz oranı politikasını düşünmek zorunda kalacağını ve 10 yıllık ABD Tahvillerinin %2’ye tırmanacağıyla ilgili bir rapor yayımladı. Amerika’da faiz %0 ile %0,25 arasında ve Avrupa Merkez Bankası ile İngiltere Merkez Bankasında da bu oranlar geçerli. Şimdilik merkez bankaları buna sıcak bakmasa da eğer Dünyanın önde gelen merkez bankaları IMF’nin dediği negatif faiz oranını düşünürse elde bir şey kalmaz ve Altın fiyatları dünyada yükselmeye başlar.

Sonuç olarak dünyada ve ülkemizde olan biten ekonomik gelişmeleri içini açarak özetlemeye çalıştım. Ekonomik açıdan istikrarlı bir döneme, salgından çıkış ve toparlanma dönemine girdiğimizi söylemek için henüz erken.

Ancak yaşadığımız bu ekonomik bedelleri neden yaşadığımızı, geçmişte nasıl hatalar yaptığımızı, hiçbir kişi ve kurumu suçlamadan, sorgulamamız gerekiyor.   Türkiye’de enflasyonun daha çok maliyet enflasyonu olmamasının sebebi toplumdaki kişi ve kurumların bakış açısıyla ve iş ahlakıyla doğru orantılı unutmamak gerekiyor. Şirketlerin yaptıkları yatırımları, siyasetçilerin politikalarını, vatandaşın bireysel olarak bugüne kadar yaptıklarını sorgulaması gerekiyor. Yani bir şeylerin değişmesi gerekiyor. Bu ülkenin özgür beyinlere, sadece paraya odaklanmış kar amacı güden şirket ve kurumlara değil hem kazanıp hem kazandıran, etrafına faydalı iş ahlakı kuvvetli, eğitimli beyinlere ve gençlere ihtiyacı var. Bir şeylerin değişmesini istiyorsak değişime ilk önce kendinizden başlayın…

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle…

Yorumlar (1)
Yalçın orhan 12 ay önce
Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş inşAllah ülkemiz ve bizleri yöneten siyasetçilerimize ALLAH akıl fikir ve kuvvet versinki ülkemiz aydınlık yarınlara ulaşsın
Namaz Vakti 28 Ocak 2022
İmsak 06:43
Güneş 08:10
Öğle 13:22
İkindi 16:00
Akşam 18:24
Yatsı 19:45
banner125
-5
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11