banner204

banner177

banner205

banner193

PROF. NACİ GÖRÜR'DEN GEMLİK'TE DEPREM AÇIKLAMASI

Bursa'nın Gemlik İlçesi'nde "Afet Zararlarını Azaltma Çalıştayı" alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenleniyor.

GEMLİK BELEDİYESİ 11.07.2023, 16:55 11.07.2023, 17:08
PROF. NACİ GÖRÜR'DEN GEMLİK'TE DEPREM AÇIKLAMASI

 Bursa'da olası bir Marmara Depremi'nin oluşturabileceği hasarı en aza indirmek amacıyla "Afet Zararlarını Azaltma Çalıştayı" Gemlik İlçesi'nde bulunan Cemil Meriç Kültür Merkezi'nde yapılıyor. 

Açılış konuşmalarını Gemlik Kaymakamı Hasan Göç ve Mehmet Uğur Sertaslan'ın yapacağı çalıştayda; Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Hüseyin Tarık Şengül, Nasuh Maruki, Şirin Rodoplu Şimşek ve Yusuf Yumru gibi alanında uzman isimler bulunuyor. 

Gemlik Kaymakamı Hasan Göç'ün konuşmalarından satır başları şöyle; Dünya, var olduğundan beri o ateş topunun üstünde pamuk ipliğine bağlı bir şekilde hayatına devam ediyor. Bu işe tüm canlılar uyum sağlıyor ancak tek ders almayan da insandır. 

"MEDENİYETİMİZİN ZARAR GÖRMEMESİ İÇİN ÖNLEM ALMALIYIZ"

Türkiye'nin hemen hemen tamamı deprem riskiyle karşı karşıyadır. Gemlik'te riskli bölgeler arasındadır. Depremde sonra 'önlem almalıyız' diyen insanlar, aynı binalar da hayatına devam etmenin yolunu seçtiler. 
Kahramanmaraş merkezli deprem, hepimizi rüyasından uyandırdı. Şehirlerimizin, medeniyetimizin zarar görmemesi için önlemler almalıyız. Ben bu çalıştayın  Gemlik , Bursa ve tüm Türkiye için faydalı olacağına inanıyorum. Katılan herkese çok teşekkür ederim. 

Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan'ın konuşmalarından satır başları şöyle;

Son dönemde on binlerce canlarımızı kaybetmenize neden olan depremin hasarlarını en aza indirgemek için bir aradayız. 

"NEDEN 'BİZ HAZIRIZ' DİYEMİYORUZ"

Deprem hayatımızın her zaman için ilk gerçeği oldu. Milyonlarca insanımızı etkileyen depremlerden sonra deprem gerçeğine bakış açılarımız değişti. Tedirginlik ortamı bizlere yetti. Hiç birimiz evlerimize giremedik. Anadolu coğrafyasında büyük depremler 2 bin yıldan uzun süredir kayıt altına alınabiliyor. Deprem belirli aralıklarla kendisini hatırlatıyor. Ancak, neden bir türlü 'biz hazırız' diyemiyoruz? 
Yerel yönetimlerin görev ve sorumluluk tarifini gözden geçirmezsek, yine geç kalacağız. Göreve geldiğimiz süre içerisinde maddi ve manevi etkisi büyük depremler meydana geldi. Depremin saat ve dakikasını bilemesek bile bir gün geleceğini biliyoruz. Depremden sonra yaşanan zararları telafi etmeye çalışıyoruz.  

"AFET RİSKİNİ EN AZA İNDİRMELİYİZ"

Afetler olduktan sonra gösterdiğimiz dayanışma elbette çok önemli. Peki ya sonrası? Türkiye'de 6 ve üzerinde büyüklükte her zaman oldu ve olacaktır. Ben bilim insanı değilim ancak yönetimle sorumluyum. Depremi engellemek mümkün değil ancak sağlam yapılar oluşturmak mümkün. 
Afet riskini en aza indirmeyle ilgili tüm süreçlerde başarılı olmak zorundayız. Yaşadığımız depremlerin ortaya çıkardığı sonuçlarla ortak akıl ile mücadele edebileceğimizi biliyoruz. Yarınlarda çocuk ve geleceğimizin yıkım yaşamaması için mücadele ettik ve edeceğiz. Ülkenin bütün kurum ve kuruluşları sürece dahil edilerek çalışmak zorundayız. Çalışmaların ülkemize ışık tutacağına yürekten inanıyorum. Bu çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.  

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'ın konuşmalarından satır başları şöyle;

Deprem bir siyasi ve politik meseledir. Deprem, kamu meselesidir. Depreme yerel yöneticiler, meslek odaları dahil olmalıdır. Yetmez.  

"KAMU KAYNAKLARI OLMADAN KENTLER DİRENÇLİ OLMAYACAKTIR"

Yoksulların öldüğü, zenginlerin en iyi şekilde kendini koruduğu bir süreci hep birlikte yaşayacağız. Biz, depremi plan bütçe komisyonu odasında tartışıyorsak orada bir sorun var. Deprem bir ekonomik meseleye dönüşmüştür. Bir siyasi tercihe ihtiyaç var. Bugün insanlarımızın yarasını sarmak için yaptığımız çalışmaları, şimdiden Gemlik'e yapmak zorundayız. Deprem, bir can ve hayat meselesidir. Ancak, siyasi, politik ve ekonomik bir meselidir.
 Depremin etkili olacağı bütün illerde ciddi bir destek verilmelidir. Deprem öldürmez. Bilimden, akıldan, iradeden yoksun yapılar öldürür. Yoksulluğu yenmemiz gerekiyor. Maraş depreminde millet, devleti dahil herkesin önüne geçti. Biz bütün bütçemizi deprem gerçeğine ayırmazsak işimiz çok zor. İnsan hayatı kutsaldır. Kaynaklar dirençli ve güçlü kentlere ayrılmalıdır. Bilim, dayanışma ve ekonomi şarttır. Kamu kaynakları olmadan kentler dirençli olmayacaktır.

Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür'ün konuşmalarından satır başları şöyle;

Marmara depremi geliyor diye bağırmaya başladık. Elazığ'da söyledik. Bizi alkışladılar. Deprem geldi, vurdu. Ancak, hiçbir şey yapmadılar. Kahramanmaraş depremi geliyor dedik. Ancak, dinlemediler. Bir gece de insanlarımızı gömdük. Bir millet ne zaman uyanır? Bütün bilim adamları, 'Marmara'ya deprem gelecek' diyor. Ne zaman uyanacağız? 

Marmara bölgesinde deprem söylemi, iki fayın kırılması sonucu olacaktır. Minimum 7.2 ve 7.6 büyüklüğe varacak şekilde bir deprem bekliyoruz. Bursalılar, bugün için deprem sözünü söylüyorsak, bu iki faydan dolayı söylüyoruz. Deprem için tek tehlike burası da değildir. 
1999 depremlerinde Kocaeli'nde fay kırıldı ve insanlarımızı kaybettik. Kuzey An adolu'nun Kuzey kolu, sadece tehdit üreten kol değildir. Kuzey Anadolu fayı Bolu civarında ikiye ayrılıyor. Doğrudan Marmara'nın içinden geçip Yunanistan'a kadar gidiyor. İşte endişe ettiğimiz fay budur. Diğer kol ise, Güney'e doğru devam ediyor. İznik, Zeytinbağı gibi adlarla Bandırma'ya doğru geliyor ve Ege Denizi'ne gidiyor. 

Dikkat ederseniz, siz doğrudan doğruya Güney kolunun üzerindesiniz. Bursa'yı depreme hazırlayacaksanız, önce tehdit ve tehlike nereden geliyor? Onu belirlemeniz gerekiyor. Bu faylar üzerinde tarihi depremler olmuştur. Çok büyük depremler var. En büyüğü 1955 yılında büyük depremler var. Tarihi depremler de var. Bu fayların bütün özelliklerini bilmek zorundasınız ki, siz Gemlik'i ve Bursa'yı depreme hazırlayabilirsiniz. 
Deprem hazırlığı sözü edilirken en başta tehlike analizini yaptırmış olmadı gerekir. Bizzat o tehlike analizini yerel olarak ciddi bir şekilde yapmış olması lazım.

"1999 DEPREMİ FAYIN STRESİNİ AZALTTI"

Size bir sevindirici haber vereyim. 2003 yıllarında yaptığı bir çalışmada Değirmendere fayı kırılıp 1999 depremlerin ürettikten sonra İznik'e gelinceye kadar ana fayın stresini azalttı. Bir yerde deprem olursa, diğer fayların enerjisini azaltır. Bir kısmı da diğer faylara transfer eder. 1999'dan sonra Düzce'ye dikkat edin dedik. Depremler enerjiyi o bölgeye transfer edebilir dedik. Düzce'ye dikkat edin fay kırılmadı, stres yapabilir dedik. O zaman ki Ecevit hükümeti ciddi önlemler aldı. Yoksa çok daha fazla insan ölecekti. 1999 depremleri bu bölgeye büyük bir iyilik yaptı. Buradaki fayın stresini azalttı. Olabilecek depremin zamanını geciktirdi.

Bursa ve civarında ciddi faylar var. 1855'de 7'nin üzerinde 2 büyük depremin üretildiği faylar da buradalar.  Balıkesir'e doğru yine çalışan faylar var. Sizin yaşadığınız bölge, çok ciddi bir deprem bölgesidir. Depremlerin ne zaman biteceğini beklemenin bir anlamı yok. Depremlerin bitmesi demek, dünyanın sonu demektir. Ancak, canlı gezegenler deprem üretir. Depremler, insanlar ölsün diye üretilmiyor.  

1857 denince çok eski olduğunu düşünmeyin. Fayların tekrar etme periyotları vardır. Dolayısıyla hangi fayın tekrarlama periyodu dolarsa o büyüklükte deprem üretir. Sadece Gemlik kenarında olan Güney kol harekete geçse size tehdit üretmiyor. Bursa'da da harekete geçse, Balıkesir'de de geçse sizin için tehlikedir. 

Bu gerçeklik ortaya koyulduktan sonra fay işine konsantrasyonunu unutalım. Deprem dirençli yerleşim alanlarını talep edelim. Halk talep ederse yönetimler onu ciddiye alabilir. Ancak, bunu yapmıyoruz. Bizim faylarımızın bir çoğu 7 ve üzerinde deprem üretmeye müsaittir. Gemlik ve Bursa üzerindeki faylar küçük faylar değildir. Yenileme periyodu yaklaşık 450 senedir. Bursa ve çevresinde her 450 senede bir 7 ve üzeri depremler oluyor. 1953'te olan büyük deprem, bu fayın yineleme periyodunu değiştirmiş olabilir. Öne çekmiş olabilir veya oradaki stresi azaltarak deprem periyodunu geriye atmış olabilir. 1999 depremleri, Geyve'den stresi uzaklaştırdıysa tam aksi süresini kısaltabilir. Genelde bulunduğunuz yer, 1999 depreminden sonra göreve stres yönünden rahatlamış bölgelerdir. 

"CİDDİ BİR JEOLOJİK ÇALIŞMA YAPILMALI"

Gemlik'i depreme hazırlayacaksak, ciddi bir jeolojik çalışmaları yapılmalı. Hidro Jeolojisi araştırılacak. Topografyası zaten belli. Zemini ciddi bir şekilde testlerle araştırılacak. Zeminin cinsi, sınıfı bütün özellikleri net bir şekilde ortaya koyulacak. Deprem olduğu zaman davranış ve tepki zemine göre değişir. Tepelik yerlerde hızlı geçer. Ancak yumuşak zemine geldi mi dalgalar yavaşlar ve bölgeyi salladıkça sallar. Sağlam zemin ile çürük zeminin önemi buradan geliyor. Vs30 ölçümlerini de yaparak haritalamak lazım. 

En büyük yer hızının ilçemizde ölçülmesi ve haritalanması lazım. Bulunduğumuz ilçe olası bir depremde ne kadar sallanır? Neresi şiddetli sallanırsa, depremde orası yıkılır. Onun için haritaların yapılması lazım. İvme haritasının da ilçe bazında ciddi jeofizik aletsel verilerle yapmış olması lazım. İvme, hızdaki ani değişimdir. Deprem dalgaları da öyledir. Belirli bir hızla hareket ederken hızın arttığını görürsünüz. Sonuç olarak o haritaların olması lazım. İvme değeri ne kadar fazlaysa yıkım o kadar fazla olacaktır. 
Zemin yumuşak diye en fazla doğalgaz yoğunluğu deprem riskinin fazla olduğu yerlerden geçiyor. Biz şimdi İstanbul'da işleri düzeltmeye çalışıyoruz. İşi bilmez insanlarla yolları yaparsanız? Depremde ne olur? Gemlik'in sıvılaşması nerede olur? Sıvılaşmanın olduğu hiç bir yerde yapılar ayakta kalamaz. Ya batar, ya da devrilir. Sıvılaşma bölgelerini net olarak ortaya koymak lazım.  

Kütle hareketleri ve heyelanlar önemlidir. Nerede heyelan olacağını deprem olmadan önce bileceksiniz. Bütün bunların yapılmasına mikro bölgelere çalışması diyoruz. Türkiye'de ciddi manada iki mikro bölgelere var. İstanbul ve İzmir dışında ciddi manada mikro bölgeleme çalışması yoktur. İstanbul'da 1999 sonrası mikro bölgeleme çalışması yaparken, ilçenin ihaleme çalışmasını yaptığımız zaman 20 milyon doları  bu çalışmayı yaptıysanız, o bölgeyi depremi hazırlayabilirsiniz. 

Bursa Mag-Der Başkanı Yusuf Yumru'nun konuşmalarından satır başları şöyle;

Bugün çok mutlu ve heyecanlıyım. Afetlerle mücadele sadece güvenlikle alakalı değildir. Programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

"AFETLERDEN SONRA YOĞUN TALEP ALIYORUZ"

Bursa Mahalle Deprem Gönüllüleri, 2009 yılında başladı.  İnsanların yüzde 99'unun kendi kendine veya komşularının kurtardığı tespit edildi. 

Biz Gemlik'e öyle bir yapı kazandırmıştır ki, arkasında on binlerce neferin olduğu bir yapımız var. Her afetten sonra bize yoğun bir talep geliyor. Bizlerle çalışmak isteyenlerin sayısı çok kısa bir sürede balon gibi sönüyor. Afetten ekilenlerin hayatında değişiklikler oluyor. Biz bu süreçte bize başvuranları beklemeye aldık. Aradan zaman geçince de istekleri devam edecek mi diye. 

15 yıl içerisinde Türkiye'de olan afetlerin tümünde görev yaptık. 

Akut Eski Başkanı Nasuh Maruki'nin konuşmalarından satır başları şöyle;

Her gen gün afetler ile ilgili hazırlığınızı geliştiriyor olmamız gerekiyor. Deprem konusu bir rant konusuna kurban edilmemelidir. Binalar kötü yapmamalıdır. Depremler öldürmüyor. Depreme uygun inşa edilmemiş binalar öldürüyor. Maraş depremlerin de yeni yapılmış lüks siteler bile yıkıldı. Yönetmelikleri genişletmekle sorunlar bitmiyor. Bu sorunlar giderilmiyor. Çünkü hepsi birer rant alanı olarak kullanılıyor. 

"SÜREÇ İYİ YÖNETİLMEDİ"

Tarım alanlarına çok katlı binalar yapmak çok tehlikelidir. Bina güç biniyor ve ya kullanılmaz hale geliyor, ya da yıkılıyor. Yatırılan paralar toprağa gömülüp gidiyor. Bir binayı sağlam yapmakla, yeniden yapmanın arasındaki fark var. Binalar yıkıldıktan sonra yeniden yapmanın maliyeti 36 kata çıkıyor. 1 birim para çalacağız diye, 36 birim para kaybediyoruz. Zarar azaltmak konusunu hızlı ve erken bir şekilde kavramamız gerekiyor. Türkiye bugün, pek çok bölgenin uyuşturucu merkezi haline geldi. 
İyi bir kriz yönetimi için, iyi bir planlama yapmak gerekir. Ancak, uzmanların söylemesine rağmen yapılmıyor. Kahramanmaraş depremi korkunç bir yıkıma yol açtı ancak arkasındaki süreç iyi yönetilemedi. Bu yüzden insanlar daha çabuk öldü. Afetlerden sonraki sıfırıncı andan itibaren risk artar. Kahramanmaraş depremlerin de bu konuda sınıfta kaldık. 17 Ağustos'ta bile kalmamıştır. O zaman kimsenin tecrübesi de yoktu. İstanbul'da bir deprem olacağını herkes biliyordu. 

"ASKER DEPREM ALANINA HAZIRLIKSIZ ÇIKTI"

1959 yıllarından bu yana afetlerle Türk Ordusu mücadele ederdi. Afetlerle devletler en güçlü kaslarıyla mücadele ederlerdi. İlk saatlerde orada olunmalıydı ve bunu da bir tek Türk Ordusu yapabilirdi. Bütün kaynaklar kesilir, elektrik kesilir. Hiç bir şey bulamazsınız. Taburlara ayrılan belirli askerin görevi afetlere hazırlanmaktı. Planlamalar belliydi. Bu planlamaları çöpe attılar. Asker Maraş depremlerine hazırlıksız çıktı. 17 Ağustos depreminde Türk Silahlı Kuvvetleri on binin üzerinde insan kurtardı. Kahramanmaraş'ta da kurtarabilirdi. O zaman sonuç değişirdi. 
Orduların gücüne ihtiyacımız var. Makinalar, operatörler ve planlar var. Türkiye'de bir müteahhit problemi var. Pek çok ülkeye göre kat ve kat fazla sayıları var. Her önüne gelen müteahhit oluyor. Denetim problemleri var. 

Tmmob Bursa İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekreteri Şirin Rodoplu Şimşek'in konuşmalarından satır başları şöyle;

Biz eğitim tarafını toparlamadan yol alamayız. Çıkarlar söz konusu olunca tüm teknikler unutulabiliyor. Biz, bir şeyleri iyi olsun diye hayal ediyoruz. Ancak, konu kendimize geldiğinde kimse elini taşın altına koymuyor.


"YARAYI ÖNLEYİCİ TEDBİRLER ALMIYORUZ"

Güya depremlerden sonra iyileştiği söylenen yapıların gerçeğini görmüş olduk. Bursa'da yüzde 65'in üzerinde riskli yapı stoğumuz var. Bu kent dönüşüme girmek zorundadır. Mühendisler çözümler sunuyor ancak güçlendirme konusunu kolay kılacak bir yapı stoğumuz yok. Çok sıkışmış bir kentteyiz. Belediyelerimiz bu tarz hamleler yaptığında teselli buluyoruz. Sadece yarayı sarmaya çalışıyoruz ancak yarayı önleyici tedbirler almıyoruz. Kentsel dönüşüme adım atmış her belediyeyi destekliyoruz. 
Sadece rapor sunan ve görüş oluşturan tarafta değiliz. Yapılması gerekenlerin de doğrudan ortasındayız. Çok gönüllü ve içten bir şekilde bu çalışmaların içerisinde yer alıyoruz. Kentsel dönüşüm bu işin olmazsa olmazıdır. Bizim dönüşmemiz gerektiği ortadadır. Bu süreçlerin şeffaf bir şekilde oluşturulması gerekiyor. 

Biz bir sanayi kentiyiz burada olacak bir afetin sonuçları torunlarımıza kadar uzanacaktır. Deprem bir savaş gibidir ve yıkıcı etkisi çok fazladır. Bizde ilgili odalar olarak her türlü destek vermeye hazırız. 

"PROJELER HESAPSIZ YAPILIYOR"

Bu kenti kentsel dönüşüme götürürken yeni yapı üretim sürecine ne katkısı olacağı önemli. Bu ülkede yapı üretimi sıkıntılı bir noktada bulunuyor. Bu süreç ahlak ile ilgili eksiklikler nedeniyle düzgün ilerlemiyor. Denetim süreci çok yanlış ilerliyor. Sahada aktif olarak, tüm süreci izleyecek bir mekanizma maalesef bu ülkede çalışmıyor. Yeni yapılan binaların yıkıldığını da gördük. 'Rant' dediğimiz bu canavarın kurbanı olanlar düzgün iş yapamıyorlar. Hesapsız, kitapsız bir çok projenin yapıldığını görüyoruz. Mimar ve mühendisler bu ülke de doğru bir şekilde yetişmiyor. Her yere üniversite koyulduğu bir yerde biz düzgün mimar ve mühendisler yetiştiremeyiz. Bizim herkesin mimar ve mühendis olması gibi bir lüksü yok. Bu işin üniversiteden sonraki sürecine kadar sürekliliği olması lazım.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 03 Mart 2024
İmsak 06:04
Güneş 07:27
Öğle 13:21
İkindi 16:31
Akşam 19:04
Yatsı 20:22
12
kapalı
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P